Türkiye’nin dört bir yanında şubeler açarak adlarından sıkça söz ettirmiş ve kampanyaları ile sektördeki fiyat dengelerini altüst eden yerel markalarımız, kısa sürede yüzlerce girişimciyi bünyesine kattı. Ancak yakın zamanda gelen konkordato başvurusu, bu parlak tablonun arka planında ciddi mali sıkıntıların olduğunu gözler önüne serdi.
Türkiye’de birçok firma, popülerlik kazandıkça finansal sürdürülebilirlikten uzaklaşıyor. Karlılık ikinci plana atılıyor, nakit akışı göz ardı ediliyor. Son olarak hepimizin bildiği Ekrem Coşkun ve Doğan Çanta örneği, aslında sadece bir döner ve çanta markasının hikâyesi değil, plansız büyümenin faturasıdır.
Konkordato, Bu firmalar için bir son değil; yeniden yapılanma fırsatı olabilir. Ancak bu süreçte en önemli unsur, güveni yeniden tesis edebilmektir. Zira hem tüketicinin hem de bayilerin güvenini kaybetmiş bir markanın ayağa kalkması, borç yapılandırmaktan çok daha zordur.
Önümüzdeki günlerde Asliye Ticaret Mahkemesinin kararını göreceğiz
Unutulmamalı: Bir markayı büyüten kampanyalar değil, sürdürülebilir stratejilerdir.

